Eylül 2013 için arşiv

Benim Öyküm – 3: Satışlara Başlamak

Önceki bölümlerde, doğrudan satış ve network marketing dünyasına 1991 yılında nasıl adım attığımı ve sonrasında da ilk uluslararası şirketin nasıl kurulduğunu anlatmıştım. Bu hafta ise sıra, satışlara nasıl başladığımızda…

Ofisimize taşındıktan sonraki ilk büyük olayımız, ilk fırsat toplantımızdı. Her ne kadar “eli kulağında” olsa da, ürünlerimiz daha depomuzda bile değildi ama ilk toplantımızı yapmaya karar verdik. Oriflame merkezinden üzerimde büyük bir baskı vardı: “Avon gelmeden önce Türkiye’de pazara çıkmak” isteniyordu. Bu, Doğu Avrupa olarak adlandırılan, Türkiye’yi de içeren bölgede Oriflame’in bir stratejik önceliğiydi.

Şimdilerde yaptığım danışmanlık işimde her müşterimin en merak ettiği konuların başında gelir ve istisnasız hepsi sorar, “Sahi, siz ekibi nasıl başlatmıştınız? Nereden bulmuştunuz ilk üyelerinizi?” diye. Yeni kayıt olanlara hani isim listesi yapmaları öğütlenir ya, aynen öyle olmuştu. Bir farkla sadece, ben Genel Müdür olduğum için bu kişilerin benimle doğrudan bir bağlarının olmamaları gerekiyordu. Bu ilkemin ne kadar doğru olduğunu, yıllar içinde böyle olmayan örnekleri gördükçe her defasında bir kez daha anlamışımdır.

Eşimin çalıştığı iş yerinden iki yöneticinin eşleri, asistanım Fulya Yazgan’ın teyzesi, muhasebe şefimiz Asım Koç’un kızkardeşi, benim ilk iş görüşmesini yaptığım İsveç Ticaret Merkezi’nden, İsveç menşeli bu ürünleri almaya hevesli iki kişi… Toplamda 18 kişiyle Nisan 1992’de bir Cumartesi öğleden sonrasında ilk fırsat toplantımızı yaptık. Yaklaşık bir-bir buçuk saat ben anlattım, onlar dinlediler. Toplantının sonunda da Türkiye’nin bu ilk network marketing’cileri, onlara bir jestimiz olarak şirketimize ücretsiz kayıt oldular. Onların kayıtlarını tek tek ben girdim sistemimize ve başvuru formlarını ben dosyaladım.

Bundan birkaç gün sonra da ürünlerimizi depomuza aldık. İşe başladığım günden dört buçuk ay sonra artık satışa hazırdık!

Ertesi sabah ilk işim, İsveç Ticaret Merkezi’nde çalışan ve ilk Oriflame Distribütörleri arasında kayıt yaptırmış olan Birgitta Kurultay’ı aramak oldu. Türkiye’de yaşayan bir İsveçli olarak şirketimizi çalıştığı yerde duyduğu için haftalardır bana telefon ediyor, satışlara başlayıp başlamadığımızı soruyordu. O sabah kendisini aradım ve müjdeyi verdim. Aynı gün öğle tatilinde soluğu bizde aldı ve Oriflame’in Türkiye’deki ilk siparişini ondan aldık!

Depoya koştum, depo sorumlusu Ayhan Akkuş’la birlikte Birgitta Kurultay’ın ürünlerini hazırladık ve ona kendi elimle teslim ettim. Müthiş bir gündü…

Peki o ilk “kurucu üyeler”e sonra ne oldu, merak ediyorsunuzdur eminim. Hani bizim sektörde bazıları, “İlk katılanlardan olmak çok önemlidir, asıl onlar kazanır.” der ya, işte bu olmadı. Bunun böyle olmadığını da ayrıca daha sayısız kez gördüm ve yaşadım, o da ayrı… Daha sonra sıkı sıkıya sarıldığım, “Bir şirketin ekibine ilk girmenin hiçbir özel önemi yoktur” ilkesini o günlerde öğrendim ben.

O ilk üyelerden bazıları daha hemen ilk birkaç ay içinde kişisel alımlarını yapmaktan öteye geçmeyeceklerini gösterdi. Bazıları bayağı ilerledi. Birisi ise hepsini geçti. “16” kod numarasına sahip Aliye Sargut, diğerlerine açık bir fark yaptı. Sonra mı? Sonra network marketingin bütün güzellikleri oluştu. Yani kim başarılıysa, ne zaman katılmış olursa olsun, soyağacında kendisinden önce yer alanları geçti. Önce Simber Yıldız, sponsoru Aliye Sargut’u geçti, bundan çok sonra da Özgül Cingil, Özden Gül Eski ve diğerleri, kendilerinden önce kayıt olan birçok kişiyi…

Şirketin iki kurucusundan ve en büyük iki ortağından biri olan Jonas af Jochnick 1992 yazı biterken bir görüşmemizde sırtımı sıvazlayıp bana, “İlk üç ay çok önemliydi. Bu iş oldu artık.” dediğinde sevinçten uçuyordum!

O gün bugündür, birisinin yeni, daha önceden bilmediği bir işe kalkışmasında korkacak hiçbir şey olmadığına inandım hep. Ama “benim yaptıklarımı yapması, benim kadar kendisini vermesi” koşuluyla… Çok geceler, sabaha daha çok varken karın ağrılarıyla uyanmışımdır buraya kadar anlattığım aylarda. Çok sabahlar kendimle başbaşa kalabilmek ve sakinleşebilmek için otomobilimi almayıp, yürüyerek gitmişimdir Ulus Mahallesi’ndeki evimden Balmumcu’daki ofisimize kadar…

Pişman mıyım peki şimdi? Hiç değil!

Sonraki bölüm: Şirketi büyütmek

Copyright © Doğrudan Satış Dünyası. Tüm hakları saklıdır.

Yorum bırakın

İş Dünyası ve Girişimcilik

İş dünyası her geçen yenilenmekte ve gelişmektedir. Teknolojiyle birlikte olanakların çoğalması farklı iş kollarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Günümüzde evden çalışma mantalitesi gittikçe değer kazanmakta ve rağbet görmektedir. Evden yapılabilecek işler arasında en popüleri de Network Marketingdir. Bu sektör birebir pazarlama mantığını esas alsa da asıl kazancını organizasyon kurma yani tavsiye mantığına dayandırmıştır. Tabi sektöründe kendi içerisinde birçok farklı kazandırma biçimi vardır. Bu iş modeli ne kadar değerli olsa da, bu işi yanlış uygulayan da birçok insan vardır, bu yüzden sizin Network Marketing ile ilgili herhangi bir seçim yapmadan ya da ön yargıya kapılmadan önce tarafsız bir gözle sistemi veya seçeneklerinizi iyi tartmalısınız.

Ülkemizde de her geçen gün girişimcilik daha fazla anlam ve değer kazanmaktadır. Bu konuda yapılan birçok çalışma gösteriyor ki, artık memur mantalitesi değerini kaybediyor. Dolayısıyla iş dünyasında yeni iş alanları doğuyor ve birçok kazanç kapısı açılıyor. Tabi bu kadar kazanç kapısının açılmasının, kötü kullanımların olabileceği düşünülürse olumsuz sonuçlarda doğurabiliyor. Bu yüzden insanların daha çok bilinçlenmesi ve doğru ile yanlışı ayırt edebilecek bilgi düzeyine ulaşması önem arz etmektedir.

, , ,

Yorum bırakın

Dernek Üyesi Olmayan Bir Şirketle Çalışmak Doğru mu?

Enes Dönder (19) – Çanakkale
Ürünlerini ve sistemini çok beğendiğim bir şirket sizin belirttiğiniz derneklerden herhangi birine üye değil, bu şirketle çalışmak doğru mudur?
CEVAP

Bir şirketin WFDSA'ya bağlı bir derneğin üyesi olmaması onun kötü olduğu anlamını taşımaz. Fakat dernek üyesi olması tercihte artı puan kazandırır, güven vericidir. Bu derneklere üyelik belli bir süreç gerektirdiğini de düşünürsek, zaten yeni şirketlere direk haksızlık etmiş oluruz. Özetle; dernek üyeliklerinin varlığı artı puan olarak görmek fakat olmamasını o şirketi direk kara listeye alacak nitelikte görmemek gerekir.

Okumadıysanız Network Marketing Dernekleri Hakkında Bilgilendirme ve Network Marketing Sektöründe Şirket Seçimi yazılarını okumanızı tavsiye ederim.

 

, , , , ,

Yorum bırakın

Karalamanın Dayanılmaz Çekiciliği

İzleyenler bilir, yöneticiliğini yaptığım iki ayrı Facebook grubum vardır: Biri Doğrudan Satış Dünyası, diğeri de The World of Direct Selling adı altında ve İngilizce’dir. Birinin doğal olarak Türk izleyicileri vardır, diğeri ise İngilizce bilen, dünyanın dört bir yanından kişilerce izlenir. Her ikisinde de aşağı yukarı aynı bilgi ve haberleri paylaşırım sayfaları izleyenlerle. Fakat izleyici reaksiyonu iki sayfada çok farklıdır birbirinden.

The World of Direct Selling sayfasında herhangi bir doğrudan satış şirketiyle ilgili güzel bir haberi paylaştığım zaman çoğunlukla o şirketle ilgisi olanlar, hatta bazen olmayanlar da beğenilerini belirtirler. O şirketle olumlu bir bağı olmayanların neredeyse tamamı ise herhangi bir tepki göstermezler.

Doğrudan Satış Dünyası’nda ise bir firmayla ilgili bir bilgiyi, bir haberi paylaştığımda, o şirketle bir olumlu bağı olanlardan daha çok, rakip ekiplerde olanların karşı tepkisi gelir. Bu durum internet üzerinde böyle de, “gerçek” ortamlarda farklı mı? Pek değil. İş tanıtımına, kendi firmasının olumlu yönlerinden söz etmek yerine rakip şirketleri karalayarak başlayarak var.

20 yılı aşkın bir süredir bu sektördeyim. Türkiye Doğrudan Satış Derneği’nin 4-5 kurucusundan biriyim. Bu alanda ilk Türkçe kitabı yazan kişiyim. Yabancı dergilerde yazıları yayınlanmış ilk ve bilebildiğim kadarıyla da ne yazık ki hala tek Türküm… Diyeceğim ve tavsiyem o ki, ekibinde bulunduğunuz şirketi elbette öncelikle sevin, koruyun, onu övün. Ama hemen sonra da sektörde namusuyla iş yapmakta olan şirketlerin ve onların üyelerinin de hakkını teslim etmekten geri durmayın.

Ve çok iyi biliyorum ki bugün “A” şirketini kötüleyenlerin önemli bir bölümü, “A” şirketinin ekibindeyken “B” şirketini kötülüyorlardı. Üstelik herkes kendi işini bağımsız birer doğrudan satışçı olarak yürüttüğüne göre o kişileri “A” ya da “B” firmasında zorla tutan da yoktu. Bir doğrudan satışçı için şirketin, kazanç planının veya ürünlerin kendisi için uygun olmadığı görmek iki, haydi bilemediniz üç ay alır. Bundan fazla çalıştıysanız, aylarınızı hatta yıllarınızı verdiyseniz o firmanın ekibinde, lütfen kendinizden başka kimseyi suçlamayın. Hele hele doğrudan satış sektörünün tümüne zarar verecek söylemlerden de lütfen kaçının.

Farkında değilsiniz ama kendiniz de dahil, hepimize zarar veriyorsunuz çünkü.

Copyright © Doğrudan Satış Dünyası. Tüm hakları saklıdır.

Yorum bırakın

İnsanlar Neden Başarısız Oluyor?

Network Marketing sektöründe başarısız olan birçok insan vardır ve bu insanları bahane ederek bu işe adım atmaktan korkan insanlarda vardır. Her işte olduğu gibi, bu işte de gerekeni yapmadığınız takdirde tabi ki başarısız olacaksınız. Başarısız olmuş kişilere bakarak bu iş modeline soğuk bakan insanlara da sormak lazım, "Sadece Network Marketing sektöründe mi başarısız olan insanlar var?". Tabii ki hayır. İş dünyasının ve hatta tüm hayatımızın her alanında başarısız olan ve başarılı olan insanlar var. Ve ben şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; Network Marketingde başarılı olmak, birçok alana göre çok net ve basittir. Tabii gereği yapıldığında..

, , ,

Yorum bırakın

Network Marketing’in Reklamı Var mı?

Network Marketing’in neden reklamının yapılmadığı, neden medyada, gazetede hiç görmediğimiz gibi itirazları çok doğal ve mantıklı buluyorum. Çünkü aynı şeyi ben de düşünmüştüm. Network Marketing ile ilgili ilk sunumumu dinlediğimde milyon dolarlar kazanabileceğim söyleniyordu. Böyle bir fırsat vardı ve ben yeni duyuyordum. Ve kurulan mantık o kadar güzeldi ki, çok süper bir buluş diye düşündüm. Fakat daha önce neden bir gazete veya televizyonda görmedim diye de aklımdan geçirdim. Hatta bana göre bu sistem flaş haber diye bile yayınlanabilirdi. Daha sonra sektörün içerisinde yer almam ve gözlemlerim sonunda sorunun cevabı netleşmiş oldu.

Bu durumu gerektiren birbirine bağlı 2 sebep var. Öncelikle Network Marketing Nedir makalesinde anlattığımız gibi, bu sektörde reklamı yapanda, dağıtımı yapanda distribütörlerdir. Ve sistem referans üzerine kurulduğu için; sisteme birinin dahil olabilmesi ve ürünü temin edebilmesi ancak bir distribütör referansıyla gerçekleşmektedir. Bir reklam kanalını ile firmanın distribütörlerini aradan kaldırarak satış yapması veya distribütör temin etmesi, hem Network Marketing prensiplerine aykırı hem de distribütörlere haksızlık olur. Bazı kendini kanıtlamış büyük şirketlerin ürün stratejileri gereği reklamlar ile distirübütörlerine yönlendirme yapması kabul edilebilir bir durumdur. Fakat iş fırsatının reklam aracılığı ile sunulması sistemin mantığına aykırıdır.

Diğer bir sebebi de Network Marketingin reklam kanallarını sistemsel anlamda reddetmesinden dolayı bu kanalların sektöre düşman kesilmesidir. Bugün televizyon, radyo, gazete gibi kurumlar sadece reklamlardan para kazanırlar. Yani tek gelir kapıları reklamdır. Medya üzerinden reklamı reddedip, her şeyi bireyler arası ilişkilere dayandıran bu sektörü sevmemeleri gayet normal. Bu bakımdan da Network Marketing onların rakibi olarak da değerlendirilebilir. Hatta bazıları bu sektörü bitirmek için ellerinden geleni yaparlar ve yaptılar. Ama çare yok! Bu sektör 21.yy’ın sektörü..

, , ,

Yorum bırakın

Benim Öyküm – 2: Şirketi Kurmak

Bundan önceki bölümde, doğrudan satış ve network marketing dünyasına 1991 yılında nasıl adım attığımı anlatmıştım. Bu hafta da size, ilk şirket kuruluş dönemlerini anlatacağım.

Aralık 1991’de Genel Müdür olduğumda önümde bazı öncelikli işler vardı. O kadar öncelikliydiler ki, aralarında bir sıralama yapmanın olanağı yoktu. Tipik bir start-up, kısacası.

Öncelikli işlerden biri, şirketin resmi kuruluşunu tamamlamaktı. Bir avukatlık bürosunun yardımıyla bunu gerçekleştirdim, yurtdışından gerekli belgeler geldi, şirketin tek imza yetkilisi olarak imza sirkülerim çıktı ve şirket adına iş yürütebilir hale geldim.

Bir başka önemli iş, bir ofis yeri bulmak ve bir an önce renovasyonuna başlamaktı. Şanslıydım çünkü Oriflame’in Doğu Avrupa Bölge Müdürü Sven Mattsson daha benimle iş görüşmelerini sürdürdüğü sırada bazı ön araştırmalar yapmıştı. Öne çıkan yerlerden biri gerçekten bence de çok iyi bir adaydı. İstanbul’un oldukça merkezi bir yerinde, ulaşım açısından kolay, yakınlarında bir otopark olan bir yerdi. Ev sahibi çetin cevizdi ama anlaştık ve İstanbul Balmumcu’da, Barbaros Bulvarı’na cepheli, Hoşsohbet sokak girişindeki 450 m2’lik ofisi kiraladım.

Ardından hemen iki ayrı mimarlık bürosuyla görüştüm. Rölöveler alındı, taslak çizimler ve teklifler çıktı ortaya. İki adaydan birisiyle anlaştık ve hemen yıkıma-yapıma başlandı. Bu arada da tabii benim de çalışabileceğim bir yer ihtiyacım vardı. Evden yürütebileceğim bir iş değildi bu çünkü gelenler, gidenler, görüşmeler oluyordu. Ve tabii o zamanlarda bu amaçla kullanılabilecek ne Starbucks vardı ne de şimdi olduğu gibi kısa süreli hazır ofis kiralama olanakları. Ama kiraladığımız bizim müstakbel ofisin üst katında, ev sahibimizin kendi ofisi vardı. Faal bir işi de yoktu. Bir odasını bana kiralayıp kiralamayacağını sordum, kabul etti. Bir bilgisayar, bir yazıcı, bir faks makinesi satın alıp, ev sahibimizin ofisinin 12-13 m2′lik en arka odasında Genel Müdürlüğüme başladım. Her şeyi ben yapıyor, her işe ben koşturuyordum.

Ofisin renovasyonu devam eder, bir yandan çeşitli mobilya seçeneklerine bakınırken üçüncü önemli işim de ithal izinleriydi. Kozmetik ürünlerimiz için o zaman yürürlükte olan mevzuata göre ithal izni alınması gerekiyordu. Oriflame Genel Merkezinden gerekli belgelerin temini, onların yeminli bir tercümana tercüme ettirilmesi, ithal izni dosyalarının hazırlanması ve Ankara’da Sağlık Bakanlığı’nda dosyaların takip edilmesi… Gerçekten uykularımı kaçıran bir süreçti. Çünkü ürün yoksa, iş de yoktu!

Bu arada oryantasyon ve eğitim amaçlı olarak şirketin Prag’daki ve Budapeşte’deki ofislerine gitmem istendi. Çok sevindim çünkü gerçek ortamda, işlemekte olan şirketlerde işlerin nasıl yapıldığını görecektim. Soğuk bir kış günü İstanbul’dan hareket ettim, İstanbul’dan bir hayli daha soğuk olan Prag’a indim. Üç gün orada kaldıktan sonra Budapeşte’ye geçtim. Özellikle Budapeşte’de benimle daha da çok ilgilenildiği ve zaman ayrılabildiği için orada daha çok şey öğrendim. Bir haftanın sonunda İstanbul’a, küçük ofisime döndüm.

Ürün kataloğu, kazanç planı, iş kuralları gibi bütün basılı malzemelerin tercüme edilip, baskıya verilmeleri gerekiyordu. O işlere eğildim. Bütün basılı malzemeleri ben tercüme ettim. Şimdilerde yabancı müşterilerime de zaman zaman verdiğim çeviri desteği ve network marketing diline hakimiyetim, ta o günlerin deneyimlerine dayanır.

Yavaş yavaş personel alınması gerekiyordu, ona başladım. Şirketin ilk kadrosunda asistanım Fulya Yazgan, depo sorumlusu Ayhan Akkuş, mali işler müdürü Yasemin Cengiz ve muhasebe şefi Asım Koç vardı. Kadro genişlerken onlara çalışacak bir yer de lazımdı elbette ve ofisimizin renovasyonu henüz bitmemişti. Ev sahibimizden kendi ofisinde geçici bir oda daha kiraladım, o da halloldu. Peki ama ya o binlerce katalog tahminlerden erken teslim edilince, ne yapmalıydı? Çözüm, ev sahibimizin ofisinin kullanılmayan banyosu oldu. O banyo, tıka basa Oriflame’in Türkiye’deki ilk kataloğuyla doldu!

Bu arada ofisimizin renovasyonu bitti, mobilyalar teslim edildi ve kendi yerimize geçtik. Fakat ürünler daha ortada yoktu. Daha doğrusu gümrüğe çoktan gelmişlerdi ama ithal izni süreci Bakanlık’ta bitmediği için gümrükten çekemiyorduk. Sürekli ek belgeler, bilgiler isteniyordu. Sonunda o da tamamlandı ve ürünler depomuza indi.

Bir öğleden sonra kamyon kapımıza dayandığında ben, depo sorumlumuz Ayhan Akkuş ve tesadüfen o günlerde Türkiye’ye gelmiş olan Sven Mattsson, kamyonun boşaltılmasına keyif içinde yardım ettik. Kolilerin bir kısmını ellerimizle depo raflarına yerleştirmenin mutluluğu tarifsizdi.

Sonraki bölüm: Satışlara başlamak

Copyright © Doğrudan Satış Dünyası. Tüm hakları saklıdır.

Yorum bırakın