Benim Öyküm – 3: Satışlara Başlamak

Önceki bölümlerde, doğrudan satış ve network marketing dünyasına 1991 yılında nasıl adım attığımı ve sonrasında da ilk uluslararası şirketin nasıl kurulduğunu anlatmıştım. Bu hafta ise sıra, satışlara nasıl başladığımızda…

Ofisimize taşındıktan sonraki ilk büyük olayımız, ilk fırsat toplantımızdı. Her ne kadar “eli kulağında” olsa da, ürünlerimiz daha depomuzda bile değildi ama ilk toplantımızı yapmaya karar verdik. Oriflame merkezinden üzerimde büyük bir baskı vardı: “Avon gelmeden önce Türkiye’de pazara çıkmak” isteniyordu. Bu, Doğu Avrupa olarak adlandırılan, Türkiye’yi de içeren bölgede Oriflame’in bir stratejik önceliğiydi.

Şimdilerde yaptığım danışmanlık işimde her müşterimin en merak ettiği konuların başında gelir ve istisnasız hepsi sorar, “Sahi, siz ekibi nasıl başlatmıştınız? Nereden bulmuştunuz ilk üyelerinizi?” diye. Yeni kayıt olanlara hani isim listesi yapmaları öğütlenir ya, aynen öyle olmuştu. Bir farkla sadece, ben Genel Müdür olduğum için bu kişilerin benimle doğrudan bir bağlarının olmamaları gerekiyordu. Bu ilkemin ne kadar doğru olduğunu, yıllar içinde böyle olmayan örnekleri gördükçe her defasında bir kez daha anlamışımdır.

Eşimin çalıştığı iş yerinden iki yöneticinin eşleri, asistanım Fulya Yazgan’ın teyzesi, muhasebe şefimiz Asım Koç’un kızkardeşi, benim ilk iş görüşmesini yaptığım İsveç Ticaret Merkezi’nden, İsveç menşeli bu ürünleri almaya hevesli iki kişi… Toplamda 18 kişiyle Nisan 1992’de bir Cumartesi öğleden sonrasında ilk fırsat toplantımızı yaptık. Yaklaşık bir-bir buçuk saat ben anlattım, onlar dinlediler. Toplantının sonunda da Türkiye’nin bu ilk network marketing’cileri, onlara bir jestimiz olarak şirketimize ücretsiz kayıt oldular. Onların kayıtlarını tek tek ben girdim sistemimize ve başvuru formlarını ben dosyaladım.

Bundan birkaç gün sonra da ürünlerimizi depomuza aldık. İşe başladığım günden dört buçuk ay sonra artık satışa hazırdık!

Ertesi sabah ilk işim, İsveç Ticaret Merkezi’nde çalışan ve ilk Oriflame Distribütörleri arasında kayıt yaptırmış olan Birgitta Kurultay’ı aramak oldu. Türkiye’de yaşayan bir İsveçli olarak şirketimizi çalıştığı yerde duyduğu için haftalardır bana telefon ediyor, satışlara başlayıp başlamadığımızı soruyordu. O sabah kendisini aradım ve müjdeyi verdim. Aynı gün öğle tatilinde soluğu bizde aldı ve Oriflame’in Türkiye’deki ilk siparişini ondan aldık!

Depoya koştum, depo sorumlusu Ayhan Akkuş’la birlikte Birgitta Kurultay’ın ürünlerini hazırladık ve ona kendi elimle teslim ettim. Müthiş bir gündü…

Peki o ilk “kurucu üyeler”e sonra ne oldu, merak ediyorsunuzdur eminim. Hani bizim sektörde bazıları, “İlk katılanlardan olmak çok önemlidir, asıl onlar kazanır.” der ya, işte bu olmadı. Bunun böyle olmadığını da ayrıca daha sayısız kez gördüm ve yaşadım, o da ayrı… Daha sonra sıkı sıkıya sarıldığım, “Bir şirketin ekibine ilk girmenin hiçbir özel önemi yoktur” ilkesini o günlerde öğrendim ben.

O ilk üyelerden bazıları daha hemen ilk birkaç ay içinde kişisel alımlarını yapmaktan öteye geçmeyeceklerini gösterdi. Bazıları bayağı ilerledi. Birisi ise hepsini geçti. “16” kod numarasına sahip Aliye Sargut, diğerlerine açık bir fark yaptı. Sonra mı? Sonra network marketingin bütün güzellikleri oluştu. Yani kim başarılıysa, ne zaman katılmış olursa olsun, soyağacında kendisinden önce yer alanları geçti. Önce Simber Yıldız, sponsoru Aliye Sargut’u geçti, bundan çok sonra da Özgül Cingil, Özden Gül Eski ve diğerleri, kendilerinden önce kayıt olan birçok kişiyi…

Şirketin iki kurucusundan ve en büyük iki ortağından biri olan Jonas af Jochnick 1992 yazı biterken bir görüşmemizde sırtımı sıvazlayıp bana, “İlk üç ay çok önemliydi. Bu iş oldu artık.” dediğinde sevinçten uçuyordum!

O gün bugündür, birisinin yeni, daha önceden bilmediği bir işe kalkışmasında korkacak hiçbir şey olmadığına inandım hep. Ama “benim yaptıklarımı yapması, benim kadar kendisini vermesi” koşuluyla… Çok geceler, sabaha daha çok varken karın ağrılarıyla uyanmışımdır buraya kadar anlattığım aylarda. Çok sabahlar kendimle başbaşa kalabilmek ve sakinleşebilmek için otomobilimi almayıp, yürüyerek gitmişimdir Ulus Mahallesi’ndeki evimden Balmumcu’daki ofisimize kadar…

Pişman mıyım peki şimdi? Hiç değil!

Sonraki bölüm: Şirketi büyütmek

Copyright © Doğrudan Satış Dünyası. Tüm hakları saklıdır.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: