1996-1997’de Arnavutluk’ta Olanlar

“Ponzi düzenler”, en kısa tanımıyla yatırımcıların piramit organizasyonlarıdır. Dolandırıcılıktan başka bir şey değildirler. Bütün sistem, yeni yatırımcılardan gelecek paralara dayalıdır. Yeni gelen paralar, daha önce sisteme girmiş olanların kazancını teşkil eder. Söylemeye bile gerek yok belki, bu tür düzenlere gelen parada bir aksama, bir duraklama olduğu anda çöküş başlar. Ve bu da, istisnasız her zaman böyle olmuştur!

Bu tür organizasyonlar, tarihteki ilk ünlü uygulayıcısı olan ve yukarıdaki resimde görülen Charles Ponzi’ye (1882-1949) atfen, o günden bu yana “Ponzi düzen” olarak anılırlar.

1996-1997 yılında Arnavutluk’ta olanlar, bu konu başlığı altında çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü o yıllarda bu ülkede meydana gelenler, bir ülkenin ekonomisine ve sosyal yapısına olan etkileri açısından eşi-benzeri görülmemiştir. Bu açılarda Arnavutluk, herkes için derslerle dolu bir öyküdür.

Şimdi hep birlikte her şey nasıl başladı ve sonra neler oldu, birlikte bir yakın tarih turu atalım…

Arnavutluk, Güneydoğu Avrupa’da, Adriyatik denizine kıyıları olan küçük bir Balkan ülkesidir. 2. Dünya Savaşı’nın ardından Nazi işgalinden kurtulduktan sonra önce Enver Hoca, ardından da Ramiz Aliya önderliğinde bir komünist ülke olarak yönetildi.

Serbest Pazar Ekonomisine Geçiş

Ülkedeki komünist rejim 1991-92 yıllarında çözüldü ve bunun yerine demokratik bir yapı kuruldu.

Bu geçiş sürecinde Arnavutluk, Avrupa’nın en fakir ve en geri kalmış ülkesi olarak kabul ediliyordu. Savaş sonrası dönemde her tür özel mülkiyet yasaklanmıştı ve ayrıca ülke, dış dünyadan tamamen koparılmıştı. Bu kadar uzun süre komünist rejim altında yaşayan Arnavutların büyük çoğunluğunun, 1991’de dönüşüm başladığında serbest pazar ekonomisinin kurumları ve işleyişi hakkında bir bilgisi yoktu.

Bu geçiş döneminde, Arnavutluk Merkez Bankası’nın, bankalara geri dönmeyen kredilerin önünü alabilmek için kredilere sınırlamalar getirdiğini görüyoruz. Bu durum da, mevzuata uygun çalışmayan kredi kurumlarının ortaya çıkmasına neden olur. Bunların yanında bir de, mevduat toplayan ama bunları hiç kimseye kredi olarak vermeyen kurumlar türer. Bunlar, Arnavutluk’un Ponzi düzenleridirler.

Arnavutluk’un Ponzi Düzenleri

Başlarda, bu kurumları denetleyecek herhangi bir düzenleme de yoktur. Bankacılık yasası çıkarılır fakat bu kez de hükümetin, buradaki yaptırımları uygulamakta hiç de istekli olmadığı ortaya çıkar. Hatta hükümet üyeleri ve yüksek bürokratlar, bu Ponzi düzenlerin sosyal etkinliklerinde sıklıkla boy gösterirler, onlara destek verirler.

Bu kurumlardan bazıları, topladıkları paralarla yatırım yapmayan, onları kredi olarak başkalarına vermeyen, tam anlamıyla birer Ponzi düzendirler. Bazıları meşrulukla gayrımeşruluk arasında bir yerde dururlar. Bazıları ise silah kaçakçılığı da dahil, bir sürü yasadışı işlere bulaşırlar.

1996 yılının başlarında Arnavutluk’un önde gelen Ponzi organizasyonları aylık %4-6 faiz verirken bu rakam birkaç ay içinde ayda %8’lere çıkar. Aralarından biri aylık faizini %19’a yükseltir. Bu arada ülkede yıllık enflasyon ise %17’dir! Arnavutlar artık evlerini, otomobillerini, çiftliklerindeki hayvanlarını, kısacası neleri varsa satıp bu şirketlere yatırıyorlardır. En büyük iki Ponzi düzende açılan hesap sayısı 2 milyona ulaşır. Arnavutluk’un nüfusu ise 3-3.5 milyondur.

Ardından daha da çılgın faizler verilmeye başlar. Şirketlerden biri aylık faizini %30 olarak duyururken bir başkası reklamlarında, yatırımları “üç ayda üç katına” çıkarma vaadinde bulunur.

Bütün bunlar olurken ise hükümet, pasif bir izleyici gibi davranır. Üstelik bu, Arnavutluk Merkez Bankası ile birlikte Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası gibi dış kurumların ciddi uyarılarına rağmen böyle devam eder. Dahası, bu şirketerin bazılarıyla ilgili para aklama suçlamaları yapılınca Cumhurbaşkanı Berisha bu kurumları savunmaya geçer. Hem halk, hem medya ve hem de uluslararası kuruluşlar seslerini yükseltmeye başlarlar. Hükümet bunların üzerine bir araştırma komisyonu kurulmasına karar verir ama bu komisyon bir türlü toplanmaz.

Ve Çöküş

Sonunda kaçınılmaz olan, olur ve bu kurumların en büyüklerinden birisinde ödeme güçlüğü baş gösterir. Bu, çöküşün başladığının ilk işaretidir. “Yatırımcılar” kısa süre sürede diğer bütün şirketlerden kuşkulanmaya başlar. Ocak 1997’de önce bir, kısa süre içinde bir tane daha Ponzi düzen iflasını ilan eder. Arkası da çorap söküğü gibi gelir.

1997 Mart’ında tüm ülke artık tam bir kaosa süreklenmiş durumdadır. Hükümet tamamiyle kontrolü kaybetmiştir. Ordudan ve polis teşkilatından sayısız görevli, kaçar. Askeri üslerin cephanelikleri yağmalanır ve yüzbinlerce silah halkın eline geçer. Bir yandan yabancı ülkeler kendi vatandaşlarını tahliye etmeye başlamıştır, bir yandan da Arnavutlar başka ülkelere kaçmak üzere yollara düşmüşlerdir. Hükümet istifa eder ve yerine, ülkeyi yeni bir seçime kadar yönetmek üzere geçici bir hükümet gelir.

Bütün bunlar olup bittikten sonra bu Ponzi düzenlerde halkın toplam 1.2 milyar Dolar’ının “kaybolduğu” ve daha da önemlisi, çıkan olaylarda 2,000′den fazla Arnavut’un hayatını yitirdiği ortaya çıkar.

Piramit düzenler, nerede ve ne boyutta olurlarsa olsun çoğunluk için sadece üzüntü kaynağı olmuşlardır. Ama Arnavutluk’ta olanlar, başlı başına büyük derslerle dolu bir olaylar zinciridir.

Copyright © Doğrudan Satış Dünyası. Tüm hakları saklıdır.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: