Saadet Zinciri mi Yoksa Değil mi?

“Nasıl ayırt etmeli?” Sık karşılaştığım sorulardan biridir bu. Bir firmanın meşru bir doğrudan satış işi yapıp yapmadığını nereden anlarız? Eskiden, piramit düzenlerin pervasız davrandığı dönemlerde kolay bir işti bu ayrımı yapmak. Şimdilerde o kadar kolay olmayabiliyor. Ama yine de bazı göstergeler var ki, bize bu konuda önemli ışıklar tutuyorlar.

Gelin, birlikte bakalım bu göstergelere…

Önce, yeni Tüketici Kanunu’na bir göz atalım. Biliyorsunuz, piramit düzenler bu yeni yasayla birlikte ilk defa tanımlanarak ve tabii yasaklanarak, mevzuatımıza açık bir biçimde girmiş oldu. Yeni yasanın 80. maddesi piramit tanımlamasını şöyle yapıyor: “Katılımcılarına bir miktar para veya malvarlığı ortaya koymak karşılığında, sisteme aynı şartlar altında başka katılımcılar bulma koşuluyla bir para veya malvarlığı kazancı olanağı ümidi veren ve malvarlığı kazancının elde edilmesini tamamen veya kısmen diğer katılımcıların da koşullara uygun davranmasına bağlı kılan, gerçekçi olmayan veya gerçekleşmesi çok güç olan kazanç beklentisi sistemidir.”

Yani, sisteme giriş belirli bir para yatırılmasına bağlıysa ve girdikten sonra da para kazanmak, başka katılımcılar bulma koşuluna bağlandıysa, bu bir saadet zinciridir, bir piramit düzendir deniyor. Oysa meşru bir doğrudan satış işinde kazanç, yeni insanlar bulma koşulunun yerine gelmesiyle değil bir ticaret hacminin oluşmasıyla gerçekleşir. Esasen ABD dahil, dünyanın birçok ülkesinde benimsenmiş bir tanımlamadır bu. Örneğin, ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), bu tanımlamayı buradaki gibi yapar.

Peki biz nelere bakmalıyız? “Teklif edilen bir fırsatın piramit organizasyon mu yoksa meşru bir doğrudan satış işi mi olduğunu nasıl anlarız?” sorusuna yanıt olarak, şu hususlara bakmanızı öneririm:

1) İşe başlamak için gereken yatırım:

Kayıt ücreti, başlangıç seti v.s. gibi her ne isim altında olursa olsun işe başlamak için gereken yatırım, diğer doğrudan satış şirketlerinde olduğundan açıklanamaz bir biçimde yüksekse, uzak durun.

2) Ürünlerin tüketicilere satılabilirliği:

Bu da, bir doğrudan satış fırsatıyla bir piramit düzeni birbirinden ayıran temel önemli farklılıklardan biridir. Buradaki “satılabilirlik” kavramı çok önemlidir. Yani şirketin ekip üyelerine sunduğu mal ya da hizmetler, başka insanlara da satılabilir olmalıdır. Eğer bir şirket size, sizin satmanızın söz konusu olamayacağı ürünleri öneriyorsa, bunu ciddi bir biçimde sorgulayın.

3) İade garantisi:

Doğrudan satış şirketleri, ekip üyelerinin işi bırakmaları halinde bazı operasyonel kesintiler uyguladıktan sonra onların ellerinde bulunan kullanılabilir / satılabilir durumdaki ürün stoklarını geri alırlar. Buna karşılık ürün ticaretinin olmadığı, sistemin bunun üzerine inşa edilmediği piramit düzenlerde böyle bir olanak yoktur.

4) Kazancın kaynağı:

Doğrudan satış şirketlerinde kazançlar yeni insanların katılımıyla değil, katılmış olan kişilerin ürün alım satımlarıyla oluşur. Bu, çok önemli bir farktır. Doğrudan satış işinde, herkes tarafından görülebilen, apaçık bir “ticaret” vardır. Ekip üyeleri, başka insanları şirketlerinin ürünlerini satın almaya ikna etme çabası içindedirler. Bu organizasyonlarda kazanç olanakları, sisteme önce ya da sonra katılınmış olmasına bakılmaksızın herkes için eşittir. Doğası gereği batmaya mahkum olan piramitlerin aksine, doğrudan satış faaliyetlerinde ticari devamlılık ve sürdürülebilirlik esastır.

Şimdilerde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Doğrudan Satış Derneği’nin birlikte oluşturmakta oldukları toplumu aydınlatıcı bir broşür var. Bu broşürde piramit düzenlerin üç özelliği vurgulanıyor:1) Kaybettirirler,2) Aslında göründükleri gibi değildirler,3) Yasal değildirler.

Yukarıdaki üç özellik, esasen Dünya Doğrudan Satış Dernekleri Federasyonu‘nun da (WFDSA) benimsemiş olduğu bir yaklaşımdır.

Titan yıllarca önce geldi, binlerce insanı mağdur etti ve yok oldu. Ama ismi kaldı. Sonrasında da bazı daha küçük çaplı girişimlere örnek olmadı değil. “Titan”ların olmaması için uyanık olmak zorundayız.

Ekmeği oturduğumuz yerden kazanmak diye bir şey yok. İster inanın ister inanmayın, ekmek hep aslanın ağzındaydı ve hep de öyle kalacak.

Copyright © Doğrudan Satış Dünyası. Tüm hakları saklıdır.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: