Gözden Kaçan Yönleriyle Doğrudan Satış

Bir doğrudan satış şirketi kurmanın ya da mevcut olanlara böyle bir kanal eklemenin birçok avantajları vardır. Bunların bir kısmı gözler önündedir ve çoğu kişi bilir. Örneğin, “ulaşılamayan kitlelere ulaşmak” ya da “reklam yatırımlarına girişmeden ürün satabilmek” gibi hususları her sohbette duyarsınız. Peki ya bu işe kalkışan yatırımcıların bile bazen sonradan farkettikleri avantajlar? Gelin, hep birlikte bakalım onlara…

“Peşin” Yapılan Satışlar

Doğrudan satış sektöründe dağıtıcılardan (yani temsilcilerden, danışmanlardan) yapılan tahsilatlar, peşindir. Bu, ürünlerini toptan ve perakende kanalları kullanarak satan bir şirket sahibinin aslında ancak rüyasında görebileceği bir iş yapma biçimidir. Kısacası ne çek vardır, ne senet, ne de vade!

Yayılma Kolaylıkları

Doğrudan satış şirketi için yeni bir ile ya da ilçeye açılmanın, orada ürün satmaya başlamanın hiçbir ek maliyeti yoktur. Üyelerden birinin o yerde bir tanıdığının olması ve onu ikna etmesi yeterlidir! Bunun nasıl bir lüks olduğunu perakende kanalda iş yapan şirketler çok iyi bilecektir.

Lansman Marsaf(sızlık)ları

Klasik kanallardaki şirketler için bu ciddi bir sorundur: Yeni bir ürün çıkarıyorsunuz ve bunu tüketicilere satın aldırmaya çalışıyorsunuz. İçinde sayısız riski barındıran bu devasa “operasyon”, doğrudan satış şirketleri için ya tek bir toplu e-posta ya da bir SMS gönderisinden ibarettir! Ertesi sabahtan itibaren ülkenin dört bir yanından ürününüz için siparişler almaya başlarsınız.

Pazardan Geri Dönüşler

Perakende kanalda yeni bir ürün sunarsınız veya bir promosyon kampanyası yaparsınız, sonra yaptığınızın doğru olup olmadığını anlayabilmeniz için uzun bir süre geçer. Bilgi alabilmek için ya son kullanıcıya kadar geçilen yoldan gerisin geriye dönüşleri bekleyeceksiniz ya da epey bir masrafa katlanıp pazar araştırmaları yapacaksınız. Doğrudan satış şirketlerinin bu bilgileri nasıl ve ne kadar sürede elde edebildiklerini duysalar, eminim inanmakta güçlük çekerler.

Herkesin  Burada “Kullanıcı” Olması

Bir doğrudan satış şirketine üye olanlar ile onların aileleri ve yakınları, “kendi” şirketlerinin ürünlerini ve hizmetlerini kullanırlar, hem de aylarca ve yıllarca. Bu da, firmanın hem mevcut ve hem de ilerideki her yeni ürünü için hazır bir tüketici tabanı anlamına gelir.

“İtme Stratejisi”nin Gücü

Pazarlama eğitimlerinde, bir “itme” ve bir de “çekme” stratejisi olduğu öğretilir. Perakendede olduğu gibi bir ürünü pazara sunduktan sonra reklamları kullanıp tüketiciyi rafın önüne getirmeye çalışmak, “çekme strajesi”ne bir örnektir. Oysa doğrudan satışta temsilciler müşterileri arar, bulur ve ürünü onlara en rahat ettikleri ortam ve zamanlarda tanıtırlar. Bu “itme” stratejisi özellikle de ekonomik kriz dönemlerinde büyük avantajlar sağlar.

“Gözlerden Irak” Olmak

Perakende dağıtım ağları, pazar araştırma şirketlerinin düzenli yaptıkları ölçümlerle neredeyse tümüyle şeffaf bir haldedir. Firmalara hem kendileriyle ve hem de rakipleriyle ilgili sürekli bilgi akar. Bu ölçümlerin hiçbirisinde doğrudan satış şirketlerinin satışları, kampanyaları, uyguladıkları fiyatlar yer almaz. Bir anlamda görünmez bir perde arkasındadırlar.

Burada kısaca değindiğim gibi doğrudan satış, ürünlerin son kullanıcıya ulaştırılmasında bir çok yönüyle çok ilginç, çok cazip bir kanaldır. Benden söylemesi…

Copyright © Doğrudan Satış Dünyası. Tüm hakları saklıdır.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: